Anasayfa
SICAK HABER
Vietnam'dan merhaba!
Gezgin'in 'Asya Yazıları' adlı kitabı
Beyoğlu Pandora Kitabevi'nde
ve kitap ağsayfalarında!
http://www.pandora.com.tr/ 
urun.asp?id=151278  

Koluna Kum Saati Takmış Olanlar
Şiirler
Written by Ulas Basar Gezgin   
Cuma, 08 Nisan 2011


Koluna Kum Saati Takmış Olanlar

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Ses getirir zamandan, vurarak kum saati darbukasına.
Daha hızlı düşer o zaman kum taneleri.

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Yanlamasına koyar kum saatini, öyle vurur darbukaya.
Geçmişle gelecek arasında gider gelir kum taneleriyle böyleleri. 

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Yukarı doğru akan kum saatinden yanadırlar,
Uzgörülüdürler bunlar, takmazlar yerçekimini.

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Büyük kum taneleri koyarlar kum saatine,
Yavaş yavaş düşsün diye onlar, doya doya yaşamak için şimdiyi. 

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Özellikle içeridekiler, demir bilyeler koyarlar
Kum saatine. Hızlanır diye umarlar böylece, günlerin geçişi.

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Limanda, uzaklaşan gemilere bakıp
Kumdan kaleler yaptılar kırıp kum saatlerini.

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Suya bıraktı kum saatini, notlu şişe olarak
Tarifleyip o gizli, güzel adanın yerini.

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Denildiğine göre, büyüklü küçüklü şişeler kullanarak
Yılları, hatta yüzyılları bile kumla kaydetti.

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Geri sayıma başladı yirmi yıl sonrasından,
Bilemiyoruz, böylece, ellerine ne geçti.

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Neden sürekli düşüşte olduğunu sorup kendisine,
Kendisinin yaşam denen saatte, bir kum tanesi olduğunu farketti.

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Kum saatinde bir kum tanesi olduğunu farkettikten sonra,
İçinde düşüşte olduğu kum saatinin tersdüz edilmesini bekledi. 

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Beklerken tersdüz edilmesini kum saatinin,
Yıllar, yüzyıllar, binyıllar geçti. 

Koluna kum saati takmış olanların kimisi,
Yaşam adlı kum saatine tersten bakıldığında
Ve ancak o zaman, yükselişte olunacağını öğrendi.

Ey koluna hiç kum saati takmamış olanlar!
Zamanı hep başkalarına soranlar!
Kum ince de olsa kalın da olsa,
Büyük de olsa küçük de olsa şişe,
Zamanın yanıbaşınızda geçişi denli
Olamaz, başkasından aldığınız bilgi.
Kollarınıza kum saati takınız.
Böylece, kumla birlikte nelerin yitip gittiğini
Düşünme şansınız olacak.
Belki işte o zaman, yalnızca o zaman,
Kumlar, siz nasıl isterseniz öyle akacak...


Ulaş Başar Gezgin
9 Nisan 2011, Vietnam
Ağsayfası: http://ulas.teori.org 
E-posta:
 


Ezber Bozan
Şiirler
Written by Ulas Basar Gezgin   
Cumartesi, 05 Mart 2011


Ezber Bozan

Çocuk sorar babasına
“Baba, insan olarak mı doğdu Krişna?”
“Oğul,” der “senin benim gibi insan olarak ama,
Tanrı oldu sonra.”
Çocuk, “o zaman nasıl tanrı olabilir?!” diye şaştığında,
Konuyu değiştirdi softa baba. 

Sorar çocuk babasına
“Baba, herşeyi ama herşeyi mi yaratmış yüce Mevla?”
“Oğul” der, “seni, beni, hepimizi, tabi ya!”
Şaştığında çocuk, dediğinde, 
“Baba, Tanrı, herşeyi yaratansa,
Kim yarattı onu acaba?”
Konuyu değiştirdi softa baba.

Babasına sorar çocuk
“Uçabilir miyim ben bulutlara?”
“Olur mu yavrum” dedi baba, “uçak lazım onun’çin sana”
“Ne zaman icat olunmuş uçak, var mıydı Roma çağında?”
“Yoktu evladım, olur mu... Onun icadı yakın çağlarda.”
“O zaman nasıl olmuş da, yükselmiş İsa, bulutlara?”
Konuyu değiştirdi softa baba.
 
Israrcı oldu üç çocuk da,
Ama yıllar yılları kovaladıkça,
Unuttular eskiden sordukları soruları.
Şimdi onlar da hazırlar, yanıtlamaya,
Kendi çocuklarının sorularını,
Konuyu değiştirme sanatıyla.

Daha mantıklıdır çocuklar kimi zaman,
Analarından, babalarından.
Bu nedenle, bu dünyaya lazım olan,
Daha fazla ana-baba değil, daha fazla çocuk.

Ve hâlâ geç kalmış değiliz,
Çocuklaşarak yeniden, daha çok soru sorarak,
Doğru sorulara artık biz,
Doğru yanıtlar beklemeliyiz.
“Çocukla çocuk olunmaz” sözü,
“Büyükle büyük olunmaz” diye
Değişene kadar.
Büyükler, küçülene kadar,
Çocukla çocuklaşılana kadar...



Ulaş Başar Gezgin
31 Ocak 2011, Agra-Jaipur Treni’nde, Hindistan
Ağsayfası: http://ulas.teori.org 
E-posta:
 

Gezgin Kaynakça 2011
Kimdir?/Yaşamı
Written by Administrator   
Cumartesi, 26 Şubat 2011


http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=807&Itemid=36

2011

Öyküler

Gezgin, U. B. (2011). Bali’de bitimsiz bir gece. Haberajans, 13 Şubat 2011
http://www.haberajans.com/baliand-8217-de-bitimsiz-bir-gece-yazisi-2238.html 
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=781&Itemid=31 

Gezgin, U. B. (2011). Bümbüyüklerle kümküçükler. Haberajans, 7 Şubat 2011. 
http://www.haberajans.com/bumbuyuklerle-kumkucukler-yazisi-2221.html 
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=782&Itemid=31 

Gezgin, U. B. (2011). Güldüm ve güldüm ve güldüm... Haberajans, 2 Şubat 2011. http://www.haberajans.com/guldum-ve-guldum-ve-guldum-yazisi-2208.html
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=783&Itemid=31

Gezgin, U. B. (2011). Yaşamın anlamı. Haberajans, 26 Ocak 2011. 
http://www.haberajans.com/yasamin-anlami-yazisi-2188.html
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=784&Itemid=31

Gezgin, U. B. (2011). Eyids, ölüm, yaşam. Haberajans, 22 Ocak 2011. http://www.haberajans.com/eyids-olum-yasam-yazisi-2174.html
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=785&Itemid=31

Gezgin, U. B. (2011). Doktorun ölümü. Haberajans, 18 Ocak 2011. http://www.haberajans.com/doktorun-olumu-yazisi-2163.html
http://simurgzine.com/?p=5788  
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=786&Itemid=31

Gezgin, U. B. (2011). Cennet’e, Cehennem’e döşenen yol! Haberajans, 14 Ocak 2011. 
http://www.haberajans.com/cennet-e-cehennem-e-dosenen-yol-yazisi-2150.html
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=787&Itemid=31 

Gezgin, U. B. (2011). Aşçı kral. Haberajans, 10 Ocak 2011.
http://www.haberajans.com/asci-kral-yazisi-2134.html
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=788&Itemid=31

Gezgin, U. B. (2011). Öldürülen gazeteciler ülkesinde(n). Haberajans, 6 Ocak 2011. http://www.haberajans.com/oldurulen-gazeteciler-ulkesi-nden-yazisi-2122.html
T24, 8 Ocak 2011. 
http://www.t24.com.tr/content/newsdetail.aspx?cat=25&newscode=121066 
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=790&Itemid=31 

Gezgin, U. B. (2011). Tanrı yaratmak (ya da toplamak). Haberajans, 3 Ocak 2011. http://www.haberajans.com/tanri-yaratmak-ya-da-toplamak-yazisi-2109.html
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=789&Itemid=31 

Gezgin, U. B. (2011). Mısır devrimi gibiymiş aşkımız. 


Bilimsel Makaleler

Gezgin, U. B. (2011). How to manage vs. lead academics?: Academic managers vs. academic leaders. (to be presented at a conference.)  

Gezgin, U.B. (2011). Education for green business and sustainable management: Urban and regional challenges and opportunities. In P.Nayak & R.K. Mishra (eds). Globalizing management education: Issues and challenges for industry and academia. New Delhi and others: Allied Publishers. pp.10-20.

Gezgin, U. B. (2011). Spatial identity formation: How urban planning and economics are forming Asian urban identities? (Paper presented at the International Conference on Asian Identities: Trends in a Globalized World. 9-11 February, 2011 Bangkok, Thailand.)
http://www.slideshare.net/dr_gezgin/skyscraper-development-conferencepresentation

Gezgin, U. B. (2011). Education for green business and sustainability/sustainable management: Urban and regional challenges and opportunities. (Paper presented at the International Conference: Globalizing Management Education: Issues And Challenges For Industry & Academia. 5-6 February 2011, New Delhi, India.)
http://www.slideshare.net/dr_gezgin/dr-gezgin-sustainabilitymanagementeducationindia2011

Gezgin, U. B. (2011). Economic crisis, ethics and technics: Where is the drawing line between positive economics and normative economics? (Paper to be presented for AAGS 2011: the Global Future: Issues and Trends for the 21st Century. Asia Association for Global Studies 2011 Conference. 12-13 March 2011, Tokyo, Japan.)
http://asia-globalstudies.org/day_2_
http://aags2011.websitetoolbox.com/post?id=5103151
http://www.slideshare.net/dr_gezgin/economics-ethics-technicstokyoconferencedrgezgin

Gezgin, U. B. (2011). Urban biodiversity, economics & ethics. (Paper prepared for ACERP 2011: Asian Conference on Ethics, Religion and Philosophy 2011. 20-22 March, 2011,Osaka, Japan.) Full text published in ACERP Conference Proceedings, pp.28-42, ISSN: 2185-6141. http://www.iafor.org/ACERP_Proceedings_2011.pdf
http://www.slideshare.net/dr_gezgin/acerp-2011-osakaurbanethicsdrgezgin



Gezgin, U. B. (2011). Environmental psychology, urban planning and economics: 
Intersections, crossroads & tangents. (Paper prepared for ACP 2011: the Asian Conference on Psychology and the Behavioral Sciences 2011. 20-22 March 2011, Osaka, Japan.) Full text published in ACP Conference Proceedings, pp.50-67, ISSN: 2186-615X. http://www.iafor.org/ACP_Proceedings_2011.pdf
http://www.slideshare.net/dr_gezgin/acp-2011-osakaenvironpsydrgezgin

Gezgin, U. B. (2011). Spatial identity formation, tourism and sustainable development at a peninsular town. (Paper prepared for ACCS 2011: the Asian Conference on Cultural Studies 2011. 23-25 March 2011,Osaka, Japan.)
http://www.slideshare.net/dr_gezgin/vung-tau-spatial-identity-formation-tourism-and-sustainable-development-at-a-peninsular-town

Gezgin, U. B. (2011). Human development in Asia-Pacific in 2010: Challenges and opportunities. (Paper prepared for ICETD 2011: 2011 International Conference on Economics, Trade and Development. 1-3 April, 2011, Bali, Indonesia.) 
Full text published in Proceedings: International Conference on Economics , Trade and Development: ICETD 2011. 
ISBN: 978-1-4244-9775-1. IEEE Catalog Number: CFP1185M-ART.
www.ipedr.com/vol7/1-D00003.pdf
http://www.slideshare.net/dr_gezgin/human-development-in-asiapacific-in-2010-challenges-and-opportunities

Gezgin, U. B. (2011). The applicability of sustainable and green business models for Vietnam: The case of recycling. (Paper prepared for the 4th International HR Conference. 9-11 November 2011, Bangkok, Thailand.)

Gezgin, U.B. (2011). Potential problems of Student Evaluation of Teaching (SET) in off-shore campuses in Southeast and East Asia and suggestions. (article accepted for Fall 2011 issue of Journal of Higher Education Theory and Practice.)

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te ana-akım ve seçenek basın-yayın (yayınlanmayı bekleyen bilimsel metin).


Asya-Pasifik Köşe Yazıları

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (161): Vietnam’ın en büyük adasında, Phu Quoc’ta.

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (160): Vietnam’ın sürdürülebilir kalkınması.
(4 bölüm olarak)
Evrensel Gazetesi, 3 Temmuz 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=9049
Evrensel Gazetesi, 10 Temmuz 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=9500

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (159): Hindistan gazetelerinde neler yazıyor?
(2 bölüm olarak)
Evrensel Gazetesi, 10 Nisan 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=3797
Evrensel Gazetesi, 17 Nisan 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=4252

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (158): Hindistan izlenimleri. 
(4 bölüm olarak)
Evrensel Gazetesi, 12 Mart 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=1880
Evrensel Gazetesi, 19 Mart 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=2361 
Evrensel Gazetesi, 26 Mart 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=2827
Evrensel Gazetesi, 3 Nisan 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=3326

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (157): Günümüzde Lao (Laos). Evrensel Gazetesi, 14 Mayıs 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=6150

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (156): Lao’nun yakın tarihine kısa bir bakış: Dünyada kişi başına en çok bomba düşen ülke. Evrensel Gazetesi, 7 Mayıs 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=5642

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (155): Laos izlenimleri. Evrensel Gazetesi, 3 Nisan 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=5251

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (154): Asya kimlikleri. Evrensel Gazetesi, 26 Haziran 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=8650

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (153): Vaşington Portakalı çürürken...
(3 bölüm olarak)
Evrensel Gazetesi, 4 Haziran 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=7298
Evrensel Gazetesi, 11 Haziran 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=7727
Evrensel Gazetesi, 18 Haziran 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=8174

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (152): 2010’da Asya-Pasifik’te insansal gelişim. (2 bölüm olarak)
Evrensel Gazetesi, 21 Mayıs 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=6581
Evrensel Gazetesi, 28 Mayıs 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=6899

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (151): Vietnam’da savaş günleri ve sonrası. Evrensel Gazetesi, 23 Nisan 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=4755

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (145): Asya’nın ‘en’leri. Evrensel Gazetesi, 16 Ocak 2011. http://evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=81251  

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (144): Asya’da yaşam pahalılığı. Evrensel Gazetesi, 9 Ocak 2011. http://evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=80905 

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (143): Bir ortak bölen olarak Soğuk Savaş... 
Evrensel Gazetesi, 2 Ocak 2011. http://evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=80681

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (93): Doktorun ölümü... Evrensel Gazetesi, 23 Ocak 2011. http://evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=81607
http://simurgzine.com/?p=5829 

Gezgin, U. B. (2011). Asya-Pasifik’te Bu Hafta (65): Hint felsefesinin aykırıları: Caincilik ve Budacılık. (6 bölüm olarak)
Evrensel Gazetesi, 30 Ocak 2011. http://evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=81983 
Evrensel Gazetesi, 6 Şubat 2011. http://evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=82370
Evrensel Gazetesi, 13 Şubat 2011. http://evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=82751
Evrensel Gazetesi, 20 Şubat 2011. http://evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=83101 
Evrensel Gazetesi, 27 Şubat 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=957
Evrensel Gazetesi, 6 Mart 2011. http://www.evrensel.net/news.php?id=1430


Şiirler 

Gezgin, U. B. (2011). Ezber bozan. http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=809&Itemid=32

Gezgin, U. B. (2011). Koluna kum saati takmış olanlar. 
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=808&Itemid=32


Kitap Tanıtımı-Eleştirisi

Gezgin, U. B. (2011). Sorunlarını asla çözmeyen kapitalizmi daha yakından tanımak için...

Gezgin, U. B. (2011). Şamanın ordusundan imamın ordusuna: - “Nasıl Müslüman olduk?” sorusu üstüne yeniden düşünmek-. Haberajans, 2 Nisan 2011. http://www.haberajans.com/samanin-ordusundan-imamin-ordusuna-yazisi-2363.html 

Gezgin, U. B. (2011). Kapitalizm hakkında size söylemedikleri 23 şey. Haberajans, 31 Mart 2011. http://www.haberajans.com/kapitalizm-hakkinda-size-soylemedikleri-23-sey-yazisi-2349.html


Denemeler ve Diğer Köşe Yazıları

Gezgin, U. B. (2011). Mutluluk da sizin, mutsuzluk da… Haberajans, 14 Mayıs 2011. http://www.haberajans.com/mutluluk-da-sizin-mutsuzluk-daand-8230-yazisi-2485.html 

Gezgin, U. B. (2011). Denizler kazansaydı... Haberajans, 6 Mayıs 2011. http://www.haberajans.com/denizler-kazansaydi-yazisi-2454.html 
http://simurgzine.com/?p=8413

Gezgin, U. B. (2011). “Herşeyin başı, eğitim” değil… Haberajans, 3 Mayıs 2011. http://www.haberajans.com/qher-seyin-basi-egitimq-degil-yazisi-2449.html 

Gezgin, U. B. (2011). Kaç kanallık canın kaldı İstanbul? Haberajans, 28 Nisan 2011. http://www.haberajans.com/kac-kanallik-canin-kaldi-istanbul-yazisi-2431.html 

Gezgin, U. B. (2011). Ücretsiz kölelik mi ücretli kölelik mi? Haberajans, 18 ve 25 Nisan 2011. (2 bölüm olarak)
http://www.haberajans.com/ucretsiz-kolelik-mi-ucretli-kolelik-mi-1-yazisi-2392.html
http://www.haberajans.com/ucretsiz-kolelik-mi-ucretli-kolelik-mi-2-yazisi-2420.html  

Gezgin, U. B. (2011). Yeni bir dünya için (eskisinin çökmesi gerekir). Haberajans, 20 Nisan 2011. 
http://www.haberajans.com/yeni-bir-dunya-icin-eskisinin-cokmesi-gerekir-yazisi-2407.html    

Gezgin, U. B. (2011). Yenmenin utancı. Haberajans, 7 Nisan 2011. http://www.haberajans.com/yenmenin-utanci-yazisi-2377.html

Gezgin, U. B. (2011). Amerikan sonrası dönemin reddi ve Türkiye. Haberajans, 25 Mart 2011. http://www.haberajans.com/amerikan-sonrasi-donemin-reddi-ve-turkiye-yazisi-2336.html 

Gezgin, U. B. (2011). Libya İşgali’ne ilişkin 10 gerçek ve 10 yalan.  Haberajans, 20 Mart 2011. http://www.haberajans.com/libya-isgaliand-8217-ne-iliskin-10-gercek-ve-10-yalan-yazisi-2326.html 
Bakış Dergisi Nisan 2011 sayısı, http://issuu.com/crosscultures/docs/bakis_nisan_2011/1?zoomed=&zoomPercent=&zoomX=&zoomY=&noteText=&noteX=&noteY=&viewMode=magazine#download 
http://simurgzine.com/?p=8034

Gezgin, U. B. (2011). Neredesin özgürlük?! Haberajans, 15 Mart 2011. http://www.haberajans.com/neredesin-ozgurluk-yazisi-2317.html

Gezgin, U. B. (2011). Neredesin adalet?! Haberajans, 12 Mart 2011. http://www.haberajans.com/neredesin-adalet-yazisi-2305.html  

Gezgin, U. B. (2011). Arap ‘devrim’leri, gerçekten ‘devrim’ mi? Haberajans, 7 Mart 2011. http://www.haberajans.com/arap-and-8216-devrimand-8217-leri-gercekten-and-8216-devrimand-8217-mi-yazisi-2296.html

Gezgin, U. B. (2011). Dünya paraları: Resimlerle örnekler ve yorumlar. Haberajans, 28 Şubat 2011. http://www.haberajans.com/dunya-paralari-resimlerle-ornekler-ve-yorumlar-yazisi-2284.html

Gezgin, U. B. (2011). “Şiir nedir?” Haberajans, 23 Şubat 2011. http://www.haberajans.com/qsiir-nedir-q-yazisi-2271.html
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=791&Itemid=52

Gezgin, U. B. (2011). Sanat ve şiir nedir? Haberajans, 19 Şubat 2011. http://www.haberajans.com/sanat-ve-siir-nedir-yazisi-2259.html
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=792&Itemid=52 

Gezgin, U. B. (2011). Kara yazgılı kara sayılı kara kıta Afrika. Haberajans, 15 Şubat 2011. http://www.haberajans.com/kara-yazgili-kara-sayili-kara-kita-afrika-yazisi-2244.html
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=793&Itemid=27

Gezgin, U. B. (2011). Kısa kısa: Kapitalizm, halklar ve haklar. Haberajans, 30 Ocak 2011. http://www.haberajans.com/kisa-kisa-kapitalizm-halklar-ve-haklar-yazisi-2197.html 
http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=794&Itemid=30

Gezgin, U. B. (2011). Yarınsız halk, yıkılmayan halk. İzinsiz Gösteri Dergisi, sayı 233 (Ocak-Şubat 2011). http://www.izinsizgosteri.net/new/?issue=63&page=1&content=531 


Haber-Yorum 

Gezgin, U. B. (2011). 2010’da Asya’da hak mücadeleleri: Tayland, Sri Lanka, Kırgızistan, Nepal, Bangladeş ve Çin. Halkın Hakları Forumu, Dünyadan Hak Mücadeleleri Oturumu için hazırlanmış konuşma metni. 21-23 Ocak 2011, Ankara. Sendika.org, 14 Şubat 2011. http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=35549 


Sözcük Derleme/ Üretme Çalışmaları

Gezgin, U. B. (2010). Gezgin derleme ve türetme karşılıklar sözlüğü – Mayıs 2010. 
(A-E) http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=667&Itemid=28 
(F-K) http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=677&Itemid=28 
(L-P) http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=678&Itemid=28 
(R-Z) http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=679&Itemid=28

Last Updated ( Pazar, 10 Temmuz 2011 )
Sanatı Değerlendirebilmek için 2 Ölçüt
Denemeler
Written by Ulas Basar Gezgin   
Cumartesi, 26 Şubat 2011

Gezgin, U. B. (2010). Sanatı değerlendirebilmek için 2 ölçüt: Emek-yoğunluğu ve yeri-doldurulamazlık. http://kultur.sol.org.tr/makaleler/ulas-basar-gezgin/sanati-degerlendirebilmek-icin-iki-olcut-emek-yogunlugu-ve-yeri-doldurul


Sanatı Değerlendirebilmek için 2 Ölçüt: Emek-yoğunluğu ve Yeri-doldurulamazlık

Ulaş Başar Gezgin
Ağsayfası: http://ulas.teori.org 
E-posta:  

Günümüzde sanatçıların her yaptığına ve sanat çevreleri tarafından sanat olarak her onaylanana ‘sanat yapıtı’ deniyor; felsefeciler de sanat yapıtına içsel özellikleri üstünden (örneğin biçim) bir tanım getirmeye çalışıyor. “Bu, sanat yapıtıdır” denilen her nesneyi sanat yapıtı olarak kabul etme yanılgısına düştüklerinden, bir tanım üstünde oydaşma sağlayabilmiş değiller. Oysa sanatçıların her yaptığına ve sanat çevreleri tarafından sanat olarak her onaylanana ‘sanat yapıtı’ dersek, bir kısır döngüyle karşılaşırız: ‘Sanatçı’ ve ‘sanat çevresi’ nedir? Sanat üretme ya da eleştiri yapma amacını güden bir öbek insandır. Hatta ‘sanat çevresi’ denince, içine herhangi bir biçimde, izleyicileri/ dinleyicileri de içermek üzere, sanatla ilgilenenler de girecektir. Dolayısıyla, “sanat nedir?” sorusu, ‘sanatçı’ ve ‘sanat çevresi’ni tanımlamayı gerektiriyor; bu ikisiyse, o ya da bu biçimde sanatsal amaçlara sahip olmakla tanımlanıyor. (Buradan da “sanatsal amaç ne demek?” gibi daha açmazlı bir soru sorulabilir; ama kaldığımız yerden düşünmeyi sürdürelim.) O zaman soru şu: Ya sanatsal amaçlara sahip olanlar, sanat-olmayan üretimler gerçekleştirirlerse?.. İşte sorun tam da burada: Her ürettikleri sanatsa, tanımlama sorunu ortadan kalkıyor. Ama çeşitli nedenlerle, her ürettiklerini sanat sayamıyoruz. 

Bu noktada temel iki ölçüt, emek-yoğunluğu ve başka yapıtlarla yeri-doldurulamazlık (non-substitutability) olacaktır. Sözgelimi, Türk filmlerine onlarca kez konu olmuş ilişkileri – hele bir de Nobel ödüllü yazar olarak!- sanatseverlere sunmaya kalkarsanız, hem yeterince emek harcamadığınız ortaya çıkar hem de yeri-doldurulamaz bir yapıt üretmediğiniz için, bu üretim, ya  kötü sanat ya da sanat-değil olarak değerlendirilmelidir. Aynı nedenle birçok Hollywood filmi ve ‘çağdaş sanat’ balonu, kötü sanat ya da sanat-değil sayılmalıdır: Senaryo ve altta yatan düşünce, yeri-doldurulamaz değildir. Ayrıca, bu çalışmalar, emek-yoğun değil sermaye-yoğundur (çok basamaklı bütçelerle düşük emeğin lanetli bireşimi). Hatta bu ‘çağdaş sanat’ balonlarını, sermaye düzeninin sanatta dibe vurması olarak değerlendirebiliriz; çünkü bu yapıtlarda, ‘kolay yoldan yapıt üretme ve/ ya da para kazanma’ düşüncesi başattır. Sözgelimi, seri üretilen çamaşır makineleri ne kadar sanatsalsa, bu balonlar da o kadar sanatsaldır (aşağıda değineceğimiz gibi, çamaşır makinesinin, her makinede olduğu gibi, bir tasarımı vardır ve bu tasarıma sanatsal ölçütler uygulanabilir).   

Yeri-doldurulamazlık ölçütü, sanatçının/ sanatçıların geçmişteki örneklere bakmasını gerektiriyor; emek-yoğunluk ise, çok çalışmasını gerektiriyor. Bu iki ölçütle, hangi biçim ve içeriğe sahip olursa olsun, bütün üretimlerin sanatsal olup olmadığını tartabiliriz. Bu açıdan, kimi mühendislik ürünleri de sanat sayılmalıdır. Tasarımlanmış olan herşey, yukarıdaki çamaşır makinesini de içermek üzere, sanat yapıtı olmaya adaydır. Öte yandan, birçok mühendislik ürününü sanat-değil kılan, emek-yoğunluk ölçütü değil, yeri-doldurulamazlık ölçütüdür. Birçok mühendislik ürünü, seri üretim için tasarlanır; her bir ürün, yeri-doldurulabilir niteliktedir. Öte yandan, örneğin, çok büyük olan ilk bilgisayar, ilk üretildiği dönemde, bu açıdan bir sanat yapıtı sayılmalıdır. O güne dek gelen ürünler içinde ilk bilgisayarın yerini doldurabilecek bir örnek yoktur. Oysa bugünden aynı bilgisayara baktığımızda, ilk bilgisayarı sanat-değil olarak değerlendireceğiz. Zaten kökleşikliğin (klasiklik) tanımı da budur: Kendinden sonra gelenlerin yerini dolduramadığı sanat yapıtlarına ‘kökleşik’ deriz. Örneğin, kökleşik müzik, kökleşik Rus ve Fransız yazarları... Dolayısıyla, yeri-doldurulamazlık, karşılaştırmalı ve tarihsel bir olgudur. Demek ki, bir yapıtın sanatsal olup olmadığı, bulunduğumuz zamana göre değişir. 

Bu iki ölçüt, kendini belki de en fazla, fotoğrafçılık alanında duyumsatır: Herkes fotoğraf çekebilir. Fotoğrafçılıkta, amatörle profesyonel arasındaki ayrım siliktir. (Romanda ya da kökleşik müzikte ise bu ayrım, tersine, çok keskindir.) En başarılı fotoğrafçılık örneklerinde yine yeri-doldurulamazlık görürüz; ancak, emek-yoğunluk, daha karmaşık bir açıklama gerektirir: Bir kere, kılgısal (teknik) olarak üzerinde oynanmış bir fotoğraf, olduğu gibi çekilip bırakılmış bir fotoğraftan daha emek-yoğundur. İkincisinde, güzel olan, fotoğraf değil; fotoğrafa konu olan nesnedir. Ayrıca, fotoğrafçı; çeşitli fotoğrafçılık kavramlarından yararlanabilir ve bu da, emek-yoğunluğu gerektirir.      

Bu bağlamda belirtmeliyiz ki, sanatın eşlemlenebilmesi (kopyalanabilmesi), onun sanat olmadığını göstermez. Eşlemlenebilirlik, yalnızca çağdaş sanat yapıtlarına özgü değildir. Her tür sanat yapıtı (resim, heykel, video, opera vö.), eşlemlenebilir. Önemli olan, yapıtın ilkörneğinin (prototype) sanatsal olup olmadığıdır. Dolayısıyla, tek tek her bir çamaşır makinesi sanatsal olmayabilir; ama tasarım, sanatsal olabilir. Dolayısıyla, yeni soru, bir tasarımı sanatsal yapan ne? Bu soruyu, yine yeri-doldurulamazlık yanıtlıyor. Makine tasarımlarının büyük çoğunluğu, yeri doldurulamaz değildir. Ama tek bir zaman makinesi olsa, o makine, sanatsal olacaktır. Demek ki, bir ürünün sanatsal olması için, üreticilerince ‘sanat’ olarak adlandırılmasına gerek yok.  

Son olarak, kılgıbilgisi (teknoloji) ürünlerini işlevsel oldukları için sanatsal saymamak gibi bir eğilim var. Oysa tüm sanat yapıtları işlevseldir; her sanat yapıtı, başkalarının gereksinimlerini karşılamadan önce, sanatçının/ sanatçıların yansıbilimsel (psikolojik) gereksinimlerini karşılar. 

Bu iki ölçüt üstüne söylenecek daha çok söz var. Bu iki ölçüt, değişik sanat alanlarına ve sanat yapıtlarına uygulandıkça, yeni tartışma konuları açılacak. Açılsın da zaten. Çünkü bu yazının amacı zaten tam da bu... 


Günümüzün Mutlu İnsanlarını Tanıyalım...
Bilimsel/Felsefel Yazılar
Written by Ulas Basar Gezgin   
Cumartesi, 26 Şubat 2011

Gezgin, U. B. (2010). Çağımızın mutlu insanlarını tanıyalım. İzinsiz Gösteri Dergisi, sayı 229 (Aralık 2010). http://www.izinsizgosteri.net/new/?issue=62&page=1&content=523


Günümüzün Mutlu İnsanlarını Tanıyalım... 


Dr. Ulaş Başar Gezgin
Ağsayfası: http://ulas.teori.org 
E-posta:  


Bu yazı, Dolan, Peasgood ve White’ın 2008 tarihli  “Bizi neyin mutlu ettiğini gerçekten biliyor muyuz?” adlı kaynak tarama çalışmasının özetinden ve bunların kısa kısa yorumlanmasından oluşuyor.

Başlamadan belirtelim: Mutluluk çalışmalarında, üç bilimsöz (terim) var ve bunlar, kimi zaman, birbirine karışıyor: Mutluluk, bireysel iyi olma (kendini iyi hissetme) ve yaşam doyumu. Bu yazıda, bu üçü için de ‘mutluluk’ sözünü kullanıyoruz. 

Mutluluğu etkilediği ileri sürülen 7 etmen ve altdalları şöyle: 

1. Gelir: Bilinen bir gerçek, şu: Ülkeler düzeyinde, en mutlu insanlar, en yüksek gelirli ülkelerde yaşamıyor. Ayrıca, salt (mutlak) gelir x görece gelir ayrımı yapılıyor. Salt gelire bakıldığında, gelirle mutluluk arasında bir ilişki çıkmayabiliyor. Yani en yüksek gelirlilerin en mutlu insanlar olduğu doğru değil. Ama denkleme insanların gelirlerini diğerlerininkiyle karşılaştırmaları sokulduğunda, daha güçlü bir ilişki çıkıyor. Buna verebilecek iki örnek, şunlar: Bir işyerinde, haksız yere yüksek aylık alanların, diğerlerini mutsuz etmesi ve bir toplumda, haksız yere yüksek gelir elde edenlerin diğerlerini mutsuz etmesi. 

2. Kişilik özellikleri: 
2.1. Yaş: Yaşın iyi olmayla ilişkisi, U biçiminde. Gençlikte ve yaşlılıkta insan daha mutluyken, en mutsuz olduğu dönem, ortayaş (genel olarak, 32-50 arası). 

2.2. Cinsiyet: Kadınların erkeklerden daha mutlu olduğu bulunuyor; ancak, diğer çalışmalarda böyle bir cinsiyet ayrımına raslanmış değil. 

2.3. Etnik Öbek: Solukbenizlilerin karaderililerden daha mutlu olduğu; İspanyollar’ın ise solukbenizlilerden daha mutlu olduğu bulunuyor. 

2.4. Kişilik: Kendine güven ve kendine değer vermeyle mutluluk arasında ilişki var. 

3. Toplumsal Özellikler
3.1. Eğitim: İnsanların toplumda daha iyi bir noktaya gelmesini sağladığı sürece, eğitimle mutluluk arasında olumlu bir ilişkiye raslanıyor. Caporale ve arkadaşları (2009), yüksek eğitimlilerin daha mutsuz olduğunu bulguluyor. Bunun nedeni, yüksek eğitimin, beklentileri de arttırması. Burada, Sakallı Celal’in ünlü sözünü uyarlayalım: “Bu kadar mutsuzluk, ancak eğitimle mümkündür”. 

3.2. Sağlık: Fiziksel sağlık ve özellikle yansıbilimsel (psikolojik) sağlıkla mutluluk arasında anlamlı bir ilişkiye raslanıyor. 

3.3. İş Türü: Düzensiz iş yapanların daha mutsuz olduğu; sendikalıların daha mutlu olduğu ve yüksek gelir öbeğinden, başkası hesabına değil de kendi hesabına çalışanların daha mutlu olduğu bulgulanıyor. 

3.4. İşsizlik: İşsizlikle mutluluk arasında olumsuz bir ilişki bulgulanıyor. Erkek işsizlerin, ortayaşlı işsizlerin ve yüksek eğitimli işsizlerin daha mutsuz olduğu görülüyor. 

4. Zamanın Kullanılış Biçimi
4.1. Çalışma Saatleri: Çalışma saatleri sonuçları, tartışmalı; çünkü çalışma saatleri ile mutluluk arasındaki ilişki, sevilen bir işte çalışılıp çalışılmadığına göre değişiyor. Ancak bir çalışmada, çalışma saatleriyle mutluluk arasında bir U ilişkisi görülüyor: Belli bir noktaya kadar çalışma saatleriyle mutluluk arasında olumlu bir ilişki var; belli bir noktadan sonra, bu durum, aşırı çalışmak anlamına geldiğinden, olumsuz bir ilişki var. Aşırı çalışma, mutluluğu düşürüyor. 

4.2. Yolda Geçen Zaman: Gününün uzun saatleri yollarda geçenler, diğerlerine göre daha mutsuz.

4.3. Başkasına Bakma: Başkasına bakma zorunluluğu ile mutsuzluk arasında bir ilişkiye raslanıyor; ancak gerçek yaşam, baktığınız kişi gerçekten sevdiğiniz bir insansa, bu durumun sizi mutsuz etmeyeceğini söylüyor. 

4.4. Gönüllülük ve Yardım Çalışmaları: Gönüllülük ve yardım çalışmaları ile mutluluğun ilişkisi, beklenenin tersine, tartışmalı; bir sonuca varılmış değil.

4.5. Dinsel Etkinlikler: Dinsel etkinliklere katılanların daha mutlu olduğu görülüyor. Din, yaşama bir anlam katıyor. 

5. Kendine/ Başkasına ve Yaşama Yönelik Tutum ve İnançlar: 
5.1. Bireysel Koşullara Yönelik Tutumlar: İnsanın koşullarını geçmişiyle karşılaştırarak algılama biçimi, mutlulukta önemli bir etmen.

5.2. Güven: Genel olarak insanlara ve hükümet, yargı ve polis gibi toplumsal kurumlara güven ile mutluluk arasında anlamlı bir ilişki var. 

5.3. Siyasal Görüş: Bireyin siyasal görüşüyle mutluluk arasındaki ilişkide net bir sonuç yok.

5.4. Din: Dini ne olursa olsun, bir dine bağlı olanlar, daha mutlular; ancak, mutluluk düzeylerinde bireysel ayrımlar var. Bu, mutluluğu tek başına dinin açıklamadığını gösteriyor. Yine de, başa gelen olumsuz olayları “Tanrı’nın takdiri” diye göğüsleyenlerin daha az mutsuz olacağı çok açık.

6. İlişkiler
6.1. Evlilik ve Yakın İlişkiler: Yalnızlar, evlilerden daha mutsuz. Aynı eşle düzenli olarak sevişenler daha mutlu. 

6.2. Çocuk Sahibi Olmak: Yapılan çalışmalarda, net bir sonuç yok. Çocuk büyütmek, kimilerini mutlu; kimilerini mutsuz ediyor. Çocuğun yaratabileceği mutluluk ve mutsuzluk için çokça neden var. 

6.3. Aile ve Arkadaşlarla Görüşmek: Aile ve arkadaşlarla görüşmenin, özel durumlar dışında, insanı mutlu ettiği, bilinen bir gerçek. 

7. Geniş Tutumyapısal, Toplumsal ve Siyasal Çevre:
7.1. Gelir Eşitsizliği: Gelir eşitsizliği ve mutluluk ilişkisi tartışmalı; net bir sonuca varılmış değil. Kimi çalışmalarda, gelir eşitsizliği ile mutluluk arasında olumsuz bir ilişki bulunuyor; kimilerinde ise, olumlu bir ilişki. Yani kimi çalışmalara göre, gelir eşitsizliği, insanları mutlu edebiliyor. Bu çalışmaları yorumlamak için daha çok veri gerekli: Eşitsizlikten mutlu olanlar, bu eşitsizlikler nedeniyle zenginleyenler olmasın sakın?! Bir de, kimi yoksulların, eşitsizliği, umutsuz olarak değil fırsat kapısı olarak görmüş olabileceği ileri sürülüyor (buna en iyi iki örnek, herhalde, ‘Amerikan rüyası’ ve ‘İstanbul’un taşı toprağı altın’ olabilir). 
Caporale ve arkadaşları (2009), Doğru Avrupa’da, görece gelir algısının mutlulukla olumsuz değil olumlu bir ilişki içinde olduğunu buldular. Buna göre, gelirlerini diğerlerininkiyle karşılaştıranlar daha mutlu. Bunu, ‘tünel etkisi’ ile açıklıyorlar. Buna göre, Doğu Avrupalılar, bir gün yüksek gelire kavuşacaklarını umuyor; bu nedenle, gelir karşılaştırması, onları olumsuz değil olumlu etkiliyor. Fakat bu etkinin, aynı zamanda geçici olduğu düşünülüyor; çünkü adaletsiz düzenin herkesi zengin etmesi olanaksız. 

7.2. İşsizlik Oranı: İşsizlik oranının yüksek olduğu ülkelerde, çalışan insanların, işsiz kalmaktan korktukları için mutsuz olabilecekleri ileri sürülüyor. Fakat bu görüş, tartışmalı.

7.3. İnmezlik (enflasyon): Yaşam pahalılığıyla mutsuzluk arasında açık bir ilişki var.

7.4. Gönenç (refah) Düzeni ve Toplumsal Güvence: Toplumsal güvence (sosyal sigorta) sağlayan toplumlarda insanlar daha mutlu.

7.5. Katılımcı Elerki (demokrasi): Yurttaşların siyasal seçim sürecine daha çok katılabildikleri ülkelerde (örneğin İsviçre), insanlar, daha mutlu. Yine de, bu alanda yeterince çalışma yapılmış değil. 

7.6. İklim ve Doğal Çevre: Bu alanda fazla çalışma yapılmamış olsa da, çevre kirliliğiyle mutsuzluk arasında bir ilişkiye raslanıyor. 

7.7. Güvenlik ve Yoksunluk: Aynı biçimde, bu konuda fazla çalışma olmasa da, tekinsiz bölgelerde ve yoksunluk bölgelerinde yaşamakla mutsuzluk arasında bir ilişkiye raslanıyor. 

7.8. Kentleşme: Köyde yaşayanların kentlilere göre daha mutlu olduğu görülüyor; ancak bu konuda, bir sonuca varacak kadar çok çalışma yapılmış değil.

***

Gezgin (2009)’da belirtildiği gibi, yansıbilimin (psikoloji) temel bir sorunu, çıkarılan sonuçların herkese uymaması. Diğer bir deyişle, tek tek bireylerin mutluluğunu yukarıdaki etmenler dışında nedenler de belirliyor olabilir. Ayrıca, tek tek her birey, yukarıdaki etmenlere, daha farklı öncelikler ve ağırlıklar verebilir. Örneğin, kimisi için, mutlulukta, toplumsal kurumlara güven, evlilikten daha önce gelebilir. Ama öyle ya da böyle, yukarıdaki değişkenler, mutluluğu ençoklamak açısından öneriler geliştirmeye olanak sağlıyor. Gerisi, okurun, bu etmenler dışında, neyin kendilerini mutlu ve mutsuz ettiğini alt alta dizmelerine kalmış. 


İlgilisine Kaynak

Caporale, G.M., Georgellis, Y., Tsitsianis, N. ve Yin, Y.P. (2009). Income and happiness across Europe: Do reference values matter? Journal of Economic Psychology, 30, 42-51. 

Dolan, P., Peasgood, T. ve White, M. (2008). Do we really know what makes us happy? A review of the economic literature on the factors associated with subjective well-being. Journal of Economic Psychology, 29, 94-122.   




Kentler ve Ekonomiler: Kentlerin ve Ekonomilerin Yükselişi ve Düşüşü
Bilimsel/Felsefel Yazılar
Written by Ulas Basar Gezgin   
Cumartesi, 26 Şubat 2011

Gezgin, U. B. (2010). Ne zor şu kentte yaşamak. (Kentler ve ekonomiler: Kentlerin ve ekonomilerin yükselişi ve düşüşü.) Birgün Gazetesi Kitap Eki, 27 Kasım 2010.  


Kentler ve Ekonomiler: Kentlerin ve Ekonomilerin Yükselişi ve Düşüşü

Ulaş Başar Gezgin
http://ulas.teori.org
 

- Bu yazı, tatkaçırıcı/ oyunbozan (spoiler) içermektedir. Bu yazının kitap okunmadan önce okunmaması önerilir.-

Kim ve Short’un kaleme aldığı, Routledge Yayınevi’nin Kentçilik ve Kente Eleştiriler Girişler Dizisi’nden çıkan ‘Kentler ve Ekonomiler’ adlı kitap, kentlerin dününü, bugününü ve yarınını anlamak isteyenler için bir başucu kitabı. Kentlerin önemi, gün geçtikçe daha da artıyor; çünkü dünya, hızla kentleşiyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma İzlencesi’nin sayılarına göre, 1990’da dünya nüfusunun % 42.6’sı kentlerde yaşıyordu; 2010’da ise, bu oran, % 50.5. Diğer bir deyişle, dünya nüfusunun yarısından biraz fazlası, kentlerde yaşıyor. Bu yüzdenin önümüzdeki yıllarda hızla artması bekleniyor. Bu artışın büyük bir bölümü, düşük gelirli ya da orta gelirli ülkelerde olacak. Bu sayıların baskınlığı karşısında, birçok ülke, kent araştırmalarına odaklanmış durumda. İşte bu bağlamda, ‘Kentler ve Ekonomiler’ kitabı, önemli bir gereksinimi karşılamış oluyor. Kitap, 10 bölümden oluşuyor. Bölüm adları, kısa özetleri ve yorumlarımız aşağıda: 

1. Bölüm: Kentler ve Ekonomiler 

Kitap, şu sorularla açılıyor:
“Kentler neden varlar?”, “ilk kentler nasıl ortaya çıktı?”, “neden kimi kentler büyürken, diğerleri yerinde sayıyor ya da çöküş sürecine giriyor?”, “devlet siyasaları, kent ekonomilerinin gelişmesine nasıl yardımcı olabilir ya da bu siyasalar, kentlerin düşüşünü nasıl engelleyebilir?”, “kentlerdeki ekonomik büyümeden en çok ve en az kimler yararlanıyor?”, “bölgesel ve ulusal düzeydeki ekonomik büyümede, kentlerin ve özellikle büyük kentlerin katkısı ne?”, “ekonomik küreselleşmenin kentler üzerindeki etkisi ne?”
Elbette, bu sorular, tek bir kitapta yanıtlamayacak kadar kapsamlı inceleme gerektiren sorular. Yazarlar da, bu sorulara tümüyle yanıtlayacağını ileri sürmüyor. Onun yerine, üç konuya odaklanacaklarını belirtiyorlar: kentsel büyüme ve düşüş; ulusal ve küresel ekonomilerde büyük kentler ve küreselleşme çağında, kentlerdeki ekonomik değişimler. 

2. Bölüm: Tüccar Kentler ve Avrupa Sömürgeciliği  

Bu bölüm, Güney Amerika’ya Avrupalılar’dan önce ayak bastığı ileri sürülen Çinli amiral Zheng He’yi anarak başlıyor. Ondan sonra, Avrupa denizaşırı sömürgeciliği ile kentlerin kuruluşu ve palazlanması arasındaki ilişki işleniyor. Örnekolay olarak, Hindistan’ın Madras/Chennai kenti ele alınıyor. Kent, İngiliz sömürgecilerin Asya ticareti için önemli bir geçiş kenti ve savunma bölgesi olarak tarih sahnesinde yer alırken, bağımsızlıktan sonra, araba, tekstil ve yazılım alanlarında gelişerek ekonomik gücünü koruyor. Tüm eski sömürge kentleri, aynı ‘başarı’yı gösteremediği için, Madras/Chennai, özel olarak inceleniyor.
 
3. Bölüm: Sanayi Kentlerinin Yükselişi ve Düşüşü 

Bu bölümde, sanayi devrimi ve sermaye düzeninin inişli çıkışlı gelişmesini ya da bata çıka yol almasını açıklamaya çalışan uzun erimli yaklaşımlar ilişkilendiriliyor. Bölümün alt başlıkları şöyle: Sanayi kenti ve toplumsal çatışma; planlı kent; Fordcu kent; yapımın düşüşü; Ford sonrası kent ve küresel kayış. Bu bölümün ele aldığı sorulardan biri, “sanayi kentleri neden belli bir yerde kuruluyor da, başka yerde kurulmuyor?” sorusu. Bu soruya daha önce verilmiş yanıtlar kısaca sıralanıyor. Bu yanıtlar, şunlar: Ucuz işgücü, hammadde, pazarlar, taşıma tutarları, enerji kaynakları, teknolojik değişim ve devletin etkisi. Ancak, bu yaklaşımlar, bir yandan bir ya da birkaç işletmeye odaklanmaları; bir yandan da karar verenlerin ussal olduğunu varsaymaları dolayısıyla eleştiriliyor. Kentler için yerin belirlenmesi, yerel ve ülke çapındaki çeşitli oyuncuların etkileşiminin bir ürünü. Kentleri bireyler değil, kurumlar belirliyor. Bu bölümde, 2-3 sayfa kadar, kente marksçı açıdan bakış ele alınıyor. Bu bölümde yer alan diğer bir konu, Paris’i barikat kurulmasın, halk direnemesin diye geniş bulvarlarla tasarlayan Georges-Eugène Haussmann’ın icraatları. 
Bu bölümde, Fordcu bir yaklaşımla oluşturulmuş kentler ve daha sonra yapım kesiminin çöküşü inceleniyor. Bölüm, sermayenin ve dolayısıyla yapımevlerinin ucuz işgücü cennetleri olan Çin, Vietnam ve Endonezya gibi ülkelere kaymasıyla, sanayi kentlerini çöküşü (bunun en ünlü örneği, Detroit) konusuna odaklanıyor. Kitapta verilen örneklere eklenebilecek bir diğer örnek ise, birleşmeden sonra çöken, daha doğrusu, Batı Alman sermayesi tarafından çökertilen çalışkan Doğu Alman kentleri. Birleşmeden sonra, birçok Doğu Alman işletmesi, zarar ettikleri yalanıyla, Batı Alman zenginlerine 1 Mark’a satıldı. Batı Almanlar, kendileriyle yarışan bu Doğu Alman işletmelerini satın aldıkları gibi kapattılar. İşçiler, işlerini yitirince, Batı Alman kentlerine göçtüler. Doğu Alman nüfusu azaldıkça azaldı. Şu an bile Doğu Alman kentlerinde çokça terkedilmiş ev var. 
 
4. Bölüm: Hizmet Kesimi ve Büyükşehir Ekonomileri

Bu bölümde, ‘üretici hizmetleri’ olarak adlandırılan, reklam, bankacılık, hukuk, finans, danışmanlık ve bilişim teknolojileri gibi alanların kentlerin gelişimi üstündeki etkisi işleniyor. Büyük şirketler için bu hizmetler olmazsa olmaz; bu nedenle, şubeleri, bu hizmetlere kolay erişebilecekleri yerlerde açmaya özen gösteriyorlar (elbette, yer seçiminde, müşteri yoğunluğu da etkili). Bu bağlamda incelenebilecek bir konu, çağrı merkezlerinin Hindistan gibi ülkelere kayışının yüksek gelirli kentler üzerindeki etkisi olabilir.

5. Bölüm: Küreselleşme ve Dünya Kentleri 

Bu bölümde, çeşitli kentleri ‘dünya kenti’ ligine sokan sıralamalar ve bu sıralamalardaki farklar ele alınıyor. Bu sıralamalarda kullanılan çeşitli ölçütler şunlar: Yabancı ülkede doğmuş kentyaşarlarının yüzdesi; kentte bulunan Küresel 500 (Küresel 500, en yüksek gelirli 500 dünya şirketi) şirketlerinin sayısı ve bu şirketlerin gelirleri; uluslararası hava yolcusu trafiği; merkez-çevre ilişkileri; kente göç oranı vd. 

6. Bölüm: Küreselleşme ve Küreselleşen Kentler

Bu bölümde, dünya kenti ligine çıkma çabası içinde olan çeşitli kentlerin stratejileri ve bu stratejilerin başarısı ve başarısızlığı inceleniyor. Bu amaçla, üç Amerikan kentinin belediye başkanının kentleriyle ilgili uzgörülerine ve bir Amerikan kentinin kalkınma planının özetine yer veriliyor. Kentlerin uluslararası sermayeyi çekmek için işe koştukları siyasalar arasında, vergi indirimi ve düzenlemelerde esneklik gibi girişimler olduğu belirtiliyor. 

7. Bölüm: Eski Ekonomiler için Yeni Çözümler

Bu bölümde, küresel sermayenin Asya’ya kaçışı dolayısıyla çöken eski sanayi kentlerinin eski güçlerine kavuşmak için yaptıkları sıralanıyor. Bu yöntemlerden birisi, bu kentleri, yeni iş olanakları yaratılamasa da, yaşamaya değer, toplumsal yaşamı renkli bir kimliğe büründürmek. Bu kimlik oluşturma çabasının yaygın örneklerin biri, sanat kenti olarak paketleme yaklaşımı. Bu bölümde, bu yaklaşıma örnek olarak, çeşitli Amerikan kentleri yanında, Toronto (Kanada) ve Yokohama ve Osaka da (Japonya) inceleniyor. 

8. Bölüm: Üçüncü Dünya Kentleri 

Bu ‘üçüncü dünya’ sözü, daha başlıkta bile eğri duruyor çünkü Soğuk Savaş Dönemi’nin bitimiyle, üç dünya kuramı (Fransız sürümü de Maocu sürümü de), eskidi. Ancak, yazarlar, bunu, ‘gelişmekte olan ülke’ anlamında kullandıklarını söylüyorlar. Oysa, bu söz de tartışmalı. Bu bölümde, çevre-merkez ilişkisi ele alınıyor; son yıllarda, en kalabalık kentlerin içinde düşük ve orta gelirli ülkelerin kentlerinin yer alışına dikkat çekiliyor. 1950’de 10 milyondan daha fazla nüfuslu dünya kenti sayısı 2 iken (Tokyo ve New York); bu sayı, 1975’te 4’e (Şanghay ve Meksiko Kenti ekleniyor) ve 2005’te 20’ye sıçrıyor. Yeni eklenenlerin neredeyse tümü, düşük ve orta gelirli ülkelerden. Buna ek olarak, dünya nüfusunun üçte birinin gecekondularda kaldığına dikkat çekiliyor. Çarpık kentleşme, adaletsizlikleri besliyor ve adaletsizlikler, çarpık kentleşmeyi. 

9. Bölüm: Ulusal Başkentler için Dünya Kenti Projeleri

Bu bölümde başkentler inceleniyor ve gerçekleştirilmiş ya da gerçekleştirilmesi tasarlanan başkent değiştirme girişimleri sıralanıyor. Başkent değiştirmiş ya da başkent değiştirmeyi tasarlayan ülkeler şunlar: Brezilya, Moritanya, Pakistan, Botswana, Libya, Malawi, Belize, Tanzanya, Nijerya, Fildişi Sahili, Myanmar ve Palau. Bu döküme, biz de, Malezya ve Güney Kore’yi ekleyebiliriz. Bu bağlamda, bu büyük kentlerin, büyüklerini dünya çapında kanıtlamak için en yüksek kule dikme yarışı yapması anılıyor. Bunların büyük bölümü, Asya kentleri. Bu bölümde özel olarak incelenen kentler, Johannesburg (Güney Afrika) ve Seul (Güney Kore). Seul’daki nüfus artışı yönelimleri sunuluyor ve 1988 Yaz Olimpiyatları’nın Seul’da yapılmasının kentleşmeye etkisi değerlendiriliyor. Bu bağlamda, olimpiyatlara evsahipliği yapan kentlerin bir dökümü veriliyor. 

10. Bölüm: Gelişmekte Olan Ülkelerde Küreselleşen Adalar

Başlık yanıltıcı olabilir: Bu bölümde, ‘adalar’ derken, ‘denizlerle çevrili kara parçaları’ kastedilmiyor; kentlerde, yoksul çoğunluktan ayrı bir biçimde varolan alanlar kastediliyor. Türkiye’de de görüldüğü gibi, kentlerde, ‘kapalı-siteleşme’ olarak adlandırabileceğimiz bir süreç yaşanıyor. Orta sınıflar ve üst sınıflar, artık ‘ayak takımı’yla yaşamak istemiyor; kendini kapısında güvenlik olan alanlara kapıyor. Ayrıca, varlıklı kesimlerin yaşadığı yerlerde en ileri altyapı sözkonusuyken, duvarların hemen dışında, yoksul çoğunluk, en olanaksız koşullarda varlığını sürdürmeye çalışıyor. Bu yoksulluk denizinde, zenginler, kendi adalarında yaşıyor.
 
‘Kentler ve Ekonomiler’, Türkçe’ye mutlaka çevrilmesi gereken, Türkiyeli okurla buluşması çok yararlı olabilecek bir kitap. Başta söylediğimiz gibi, kentlerin dünü, bugünü ve geleceği, bu kitapta...


Kitabın Künyesi
Kim, Y.-H. ve Short, J.R. (2008). Cities and economies. New York: Routledge.  

<< Start < Previous 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Next > End >>

Results 1 - 21 of 470

Mambo is Free Software released under the GNU/GPL License.