Vietnam'dan merhaba! Gezgin'in 'Cana ve Hubli Opera Librettosu' adlı kitabı Beyoğlu Pandora Kitabevi'nde ve kitap ağsayfalarında! http://www.pandora.com.tr/ urun.asp?id=157378
- Bu yazı, tatkaçırıcı/ oyunbozan (spoiler) içermektedir. Bu yazının izit (film) izlenmeden önce okunmaması önerilir.-
Bu yazıda, ‘Ölüm Emri’ (2007) adlı iziti, anlatısal açıdan değerlendiriyoruz: Açkı sözcükler neler? Suç, suç dünyası, işlemeyen adalet düzeni, oğlun/eşin öldürülüşü, öç, adam öldürme.
İzitin dayandığı özdeyiş ne? “Kendi adaletini uygulamak, mutsuzluk getirir ya da mutluluk getirmez.”
Anlatının üçüncü sayfa haberleri ya da dorukları neler? 1) “Bilmemkim market soygununda öldürüldü” 2) “Cinayet zanlısı aklandı” 3) “Kimliği belirsiz kişiler gündüz gözüyle sokak ortasında ateş açtı” 4) “Otoparkın beşinci katından düşen arabada öldü” 5) “Plazaya gelen genç kaydolmadan içeri girince arbede çıktı” 6) “Ev baskını: Kadın öldü, baba ve oğlu hastanede yatıyor” 7) “Hastanede yatan adam pencereden kaçtı” 8) “Apartman baskını: 6 (?) kişi öldü”
Ana-doruk, 8. İzleyiciyi 1’e hazırlamak için, 1 öncesinde mutlu soyak (aile) görüntüleri var. 8’e hazırlığı olarak ise, 8 öncesinde, başkişinin silah satın alışı, silah kullanmayı kendi kendine öğrenmesi ve suçluların yerini bulması süreci var. Başkişiyi umarsız koyan, adaletin yerini bulmaması ve polisin onu korumaması.
Tümüyle kargaşanın eşiğinde bir milletiz, Eğridir sırtımız, ağır borçları ödemekten, Sürünüp giderken biz sefalet içinde.
40 milyon işsiz bizde 11 milyondur okula gidemeyen çocuk ise 6 milyon gencimiz esrarkeş, kokainman, eroinman Göçmüş 1 milyon insanımız iç savaşlarımızda 20 milyon porno sidi satılıyor her yerde Çeteler, mafyalar yönetiyorlar sokağı her köşede.
1,600 trilyon Rupiah’lık borcu taşıyoruz omzumuzda. Bağlanmış Endonezya’nın kolu bacağı, satrançtaki piyonlara. Arkamızda şöyle yazıyor, ipek baskı sanki: “IMF mahkumu, Dünya Bankası borçlusu”.
“Günaydın han’fendi, günaydın bey’fendi” diyor öğrenci Sahte kibarlık ile. Ve çalışıyorlar sahte tarihi Sahte ders kitaplarında yazan. Okul bitti mi Dehşete düşüyorlar gördüklerinde karnelerini. Üniversiteye giremediler öyle değil mi; O zaman evine gidiyorlar öğretmenlerinin, Sahte saygılarını sunmak ve para dolu bir zarf vermek için. Değiştirsin diye öğretmenler, eski sahte karneleri Yeni sahte karnelerle. Nice dönem geçer Ve onlar doğarlar yeniden, ne olarak? Sahte iktisatçı, sahte avukat, sahte mühendis, sahte bilimci. Sahte öğretmen, sahte bilgin, sahte sanatçı olur kimileri.
Dün gece olmasa da, çocukluk günlerinde, -Bana öyle dedin- Çokça balina-burger yemiştin. İrkildin, söylediğimde sana Gemisi batmışların Ruhlarını taşıdıklarını balıkların. Ve bilmezdin, biliyorsun şimdi ama; Sığınağıdır balinalar, tüm ölmüş şairlerin.
Nasıl ki zıpkınlarlar balinaları, ne için? Kâr için, para için, güzellik adına ne varsa yoketmek için. Zıpkınlarlar şairleri de, Pazarlaşmaya bir küçük direniş bile kalmasın diye...
Gezgin, U. B. (2009). Barbar Türkler, İMF’ye karşı. Ho Çi Min Kenti, Vietnam, 2009. http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=694&Itemid=31
İçindekiler
Eyids, Ölüm, Yaşam...
Satılık Yüz, Kiralık Yüz
Cennet’e Cehennem’e Döşenen Yol...
Gerçek Gülüşlüler...
Devre-yaşam
Birinci Ay Savaşı.
İnsanları Ayakkabılarından Tanıyan Adam.
İstanbul’da 1 Milyon Bangkoklu; Bangkok’ta 1 Milyon İstanbullu...
Bümbüyüklerle Kümküçükler...
Çocuk, Çocuk, Lanet Olası Çocuk.
Dünya: Kapkaranlık Bir Gezegen.
Yaşamın Anlamı.
Beşizistan’ın Öyküsü.
Doktor’un Ölümü.
Yanardağlar Patladığında.
Güldüm ve Güldüm ve Güldüm...
Aşçı Kral.
Tanrı Yaratmak (ya da Toplamak).
Bali’de Bitimsiz Bir Gece.
Uzaylıların Gizli Oyunları…
Düşünürler Maçının Uzatmaları...
“Barbar Türkler, İMF’ye Karşı!”
Last Updated ( Çarşamba, 02 Aralık 2009 )
Bir Tarih Kitabının Önsözü: Sudaki Yansısına Bakan Tarihçi
Bir Tarih Kitabının Önsözü: Sudaki Yansısına Bakan Tarihçi
Benim yaşamım tarihin bir parçası mıdır, Yoksa tarih, benim yaşamım mıdır? Bu soruya bir türlü yanıt veremediğimden, Yazdığım tarih parlıyor, alev alıyor tam da orta yerinden.
Yazdığım tarih yanarsa tüm bir tarih mi yanar? Yoksa benim bu tarihte yazmadıklarım da mı var? Bak yine çözemedim, felsefe kitabı oldu bu. Oysa tarih, yazmalı di mi, neyin nasıl olduğunu...
Yazmalı elbet hangi hükümdar kaç bin cariyeye vakıftı, Komutanın kaç atı, kaç fili, kaç devesi vardı. Haremden, hayvanat bahçesinden başka şeydir tarih değil mi? Peki bu kadar kadını, hayvanı nereye koyacağım şimdi?